Bu dünyaya neden geldiniz? Arrival yani “Geliş” filminin görünüşte cevabını aradığı soru bu.
Geleceğe Hoşgeldiniz ► https://www.youtube.com/watch?v=JyEPcNUN1jI
ABONE OL ► http://bit.ly/barisozcanyoutube

Neden buradalar? Uzaylılar. “Arrival” uzaylılarla ilgili yapılmış sayısız bilim kurgu filmlerinden biri. Ama onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği sorduğu sorulara yüzeysel cevaplar aramaması. Bu cevapları biz de arayacağız ama önce kısaca filmin konusunu anlatayım.
Dünya’nın 12 farklı bölgesine UFO’lar yani tanımlanamayan uçan nesneler inmiştir. Dolayısıyla da bu durum dünyanın pek çok yerinde paniğe yol açmıştır. Çünkü biz insanlar böyleyizdir. Bir şeyi tanımlayamayınca hemen paniğe kapılırız. Tabi hepimiz değil. Mesela bu hikayenin kahramanı Dr. Louis. Kendisi dünyanın önde gelen dilbilimcilerinden biridir. Bundan sonrasını tahmin etmek zor değil. Evinize dilini bilmediğiniz misafirler gelince doğal olarak bir tercümana ihtiyaç duyarsınız. İşte filmimizde insan dışındaki bu akıllı canlı türüyle iletişim kurma görevi Dr. Louis’in de dahil olduğu bir grup bilim insanına verilir. Bu bilim insanları uzaylıların dilini çözüp onlara herkesin merak ettiği o önemli soruyu sormaya çalışacaktır: “Bu dünyaya neden geldiniz?”
Bu noktadan sonra yapacağım açıklamalar filmi izlemeyenler için ipuçları içerebilir ve bazılarınızın izleme keyfini bozabilir. O yüzden bundan rahatsız olabilecek kişilerin filmi izledikten sonra devam etmelerini tavsiye ederim. Ama hemen baştan belirteyim bu bir film tanıtımı ya da eleştirisi filan olmayacak. Bir filmden yola çıkarak zamandan, bellekten, algıdan söz edeceğiz. Uzaylıların tasarım anlayışına bir göz atacağız.
Uzay gemilerinden başlamak istiyorum. Tasarımları sizin de ilginizi çekti mi? 15 Eunomia adında bir asteroidden esinlenilmiş. Ben sembolik olarak bunları “Babil Kulesi”ne benzettim. Bu kule dünyadaki yüzlerce dilin kökenini açıklamak amacıyla kullanılır. Bu filmdeki en önemli temalardan biri de dil. Uzaylıların dilini çözmeye çalışıyoruz. Hatta önce “silah” zannettiğimiz şeyin sonradan aslında bizatihi “dil”in kendisi olduğunu anlıyoruz. Çok anlamlı bir yanlış anlama. Dil dünyanın en güçlü silahı olabilir. Oysa uzaylılar bunu bize bir hediye olarak sunuyorlar.
Bu hediyeyle yani dil yoluyla anlatmak istedikleri asıl şeyse zamanın lineer olmadığı. Ne demek zamanın lineer olmaması? Biz insanlar zamanı nasıl düşünürüz? Bir geçmişimiz vardır. Geçmiş, bildiklerimizdir. Ve bizler de geleceğe doğru ilerleriz. Gelecek bizim için bilinmeyendir. Hatta zamanın simetrik olmayan, tek yönlü bu lineer yapısına 1928 yılında yazdığı “The Nature of the Physical World – Fiziksel Dünyanın Doğası” kitabında astronom Arthur Eddington “zamanın oku” adını vermiştir. Bu konsept daha sonra zamanın termodinamik oku, kozmolojik oku, radyasyon oku, nedensellik oku, parçacık fiziği oku, kuantum oku, oku, oku ,oku ve nihayet psikolojik ya da algısal oku olarak genişletilmiştir. Zihnimizde bilinenden bilinmeyene doğru yönelmiş algısal bir zaman oku var. Bu film bize daha derin bir katmanda bunu sorgulatıyor.
Bizler zamanın gözlemcileriyiz. Yaptığımız gözlemlerle, düşünme biçimimizle içinde yaşadığımız toplumun, onun kültürel kodlarının ve dolayısıyla konuştuğumuz dilin yakından bir ilgisi var. Evet konuştuğumuz dille zamanın bir ilişkisi var. Mesela Türkçe konuşan insanlar olarak size soruyorum. Gelecek sizce önümüz müdür arkamız mı? Peki ya geçmiş?

Videonun tam metni web sitemde: http://barisozcan.com/arrival-bu-dunyaya-neden-geldiler

STT ► http://bit.ly/stt-serisi
OKU ► http://bit.ly/oku-serisi
İZLE ► http://bit.ly/izle-serisi
VLOG ► http://bit.ly/barisozcan-VLOG
~
http://twitter.com/BarisOzcan
http://google.com/+BarisOzcan
http://facebook.com/BarisOzcan
http://instagram.com/BarisOzcan
http://www.snapchat.com/add/ozcanbaris
http://BarisOzcan.com/sikca-sorulan-sorular

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*